Jeoekonomik Parçalanma ve Küresel Tedarik Zincirleri
Küresel ticaret 2026’da büyümeyi sürdürürken ticaretin coğrafi ve sektörel yapısı değişiyor. Jeopolitik belirsizlikler, ticaret politikaları, ihracat kontrolleri, sanayi destekleri ve tedarik güvenliğine yönelik önlemler; ülkeler arasındaki ticaret ilişkilerinin yeniden şekillenmesine neden oluyor.
Bu süreçte şirketlerin tedarikçilerini çeşitlendirmesi, stoklarını artırması ve lojistik altyapıya yatırım yapması sınır ötesi ticareti ortadan kaldırmıyor. Bunun yerine kaynak kullanımı tercihleri, üretim ağları ve ticaret güzergâhları yeniden düzenleniyor.
Ticaret Yoğunlaşması Artarken Yakın Coğrafyadan Tedarik Yeniden Güçlendi
2026’nın ilk çeyreğinde küresel ticaret yoğunlaşması artış eğilimini sürdürdü. Bu gelişme, en büyük ekonomiler arasındaki ticaretin diğer ekonomilere kıyasla daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor.
Siyasi olarak yakın ülkeler arasındaki ticaretin 2025’in başından itibaren güçlenen eğilimi ise 2026’nın ilk çeyreğinde durdu. Buna karşılık ülkelerin coğrafi açıdan daha yakın ortaklarla ticaretini ifade eden yakın coğrafyadan tedarik eğilimi yeniden belirginleşti. Veriler, coğrafi olarak birbirine yakın ülkeler arasında ticaret büyümesinin ılımlı şekilde güçlendiğine işaret ediyor.
Ticaret Bağımlılıklarında Dikkat Çeken Değişimler Yaşandı
Jeoekonomik etkenler, ülkelerin belirli ticaret ortaklarına olan bağımlılığını değiştirdi. Son dört çeyreğin önceki dört çeyrekle karşılaştırıldığı dönemde Kanada’nın ABD’ye olan ticaret bağımlılığı 6,3 puan geriledi. Bu, incelenen ikili ilişkiler arasındaki en yüksek düşüş oldu.
Aynı dönemde ABD’nin Çin’e bağımlılığı 3,9 puan, Çin’in ABD’ye bağımlılığı 3,1 puan azaldı. Birleşik Krallık’ın Çin’e bağımlılığı 1,8 puan, Meksika’nın ABD’ye bağımlılığı 1,6 puan geriledi.
ABD’nin Kanada’ya bağımlılığında 1,4 puanlık; Japonya’nın ABD’ye ve Malezya’nın Çin’e bağımlılığında 0,9’ar puanlık düşüş meydana geldi. ABD ile Avrupa Birliği’nin karşılıklı ticaret bağımlılıkları da her iki yönde 0,6 puan azaldı.
Küresel Ticarette Yeni Bağlantılar Güçleniyor
Bir grup ticaret ilişkisinde bağımlılık azalırken bazı ekonomilerin belirli pazarlara bağımlılığı arttı. Endonezya’nın Çin’e ticaret bağımlılığı 3,3 puan yükselerek incelenen ilişkiler arasındaki en yüksek artışı gösterdi.
Kanada’nın Avrupa Birliği’ne bağımlılığı 1,4 puan, Çin’e bağımlılığı ise 0,9 puan arttı. ABD’nin Vietnam’a bağımlılığı 1,2 puan, Tayland’a bağımlılığı 0,7 puan ve Meksika’ya bağımlılığı 0,6 puan yükseldi.
Tayland’ın ABD’ye bağımlılığı 1,2 puan arttı. Vietnam’ın Çin’e bağımlılığı 1 puan, ABD’ye bağımlılığı 0,9 puan yükselirken Hindistan’ın Çin’e bağımlılığı 1 puan arttı. Bu değişimler, tedarik ve üretim ağlarının tek yönlü olarak ayrışmadığını; farklı pazarlar arasında yeni bağlantılar oluşturduğunu gösteriyor.
Küresel Mal Ticareti Dengelerinin Yapısı Değişti
Küresel mal ticareti dengesizlikleri 2026’nın ilk çeyreğinde genel olarak istikrarlı kaldı. Bununla birlikte dengesizliklerin büyük ekonomiler arasındaki dağılımında değişimler yaşandı.
Çin’in mal ticareti fazlası daha da büyürken ABD’nin mal ticareti açığı daralmayı sürdürdü. Birleşik Krallık’ın mal ticareti açığı genişledi. Avrupa Birliği’nin mal ticareti dengesi ise fazladan açığa döndü.
Diğer gelişmekte olan ekonomilerin toplam mal ticareti fazlası daralırken diğer gelişmiş ekonomilerin toplam fazlası büyüdü. Bu gelişmeler, küresel mal ticareti dengelerinin ülke grupları arasında farklı yönlerde hareket ettiğini ortaya koyuyor.
İkili Ticaret Açıkları Yüksek Seviyelerini Korudu
Büyük ekonomiler arasındaki ikili mal ticareti dengesizlikleri 2026’nın ilk çeyreğinde yüksek kalırken bazı ticaret açıkları genişledi.
Son dört çeyrekte Avrupa Birliği’nin Çin karşısındaki mal ticareti açığı 305 milyar ABD dolarına ulaştı ve ilk çeyrekte 24 milyar dolar arttı. ABD’nin Çin karşısındaki açığı 268 milyar dolar düzeyinde gerçekleşirken çeyrek içindeki değişim 11 milyar dolarlık daralmaya işaret etti.
ABD’nin Avrupa Birliği karşısındaki açığı 207 milyar dolar, Meksika karşısındaki açığı 203 milyar dolar oldu. Bu iki açık ilk çeyrekte sırasıyla 49 milyar dolar ve 2 milyar dolar azaldı. ABD’nin Vietnam karşısındaki açığı ise 143 milyar dolara ulaştı ve ilk çeyrekte 5 milyar dolar genişledi.
Hindistan’ın Çin karşısındaki ticaret açığı 122 milyar dolar, Vietnam’ın Çin karşısındaki açığı 100 milyar dolar olarak kaydedildi.
Jeopolitik Riskler Taşımacılık ve Üretim Maliyetlerini Etkiliyor
Borç Yükleri ve Para Politikası Belirsizliği Ticaret Görünümünü Sınırlıyor
Birçok ekonomide enflasyonun gerilemesine rağmen yüksek kamu borcu, borç servis maliyetleri ve sınırlı mali alan büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu etkiler özellikle gelişmekte olan ekonomilerde daha belirgin görülüyor.
Bazı ekonomilerde enflasyon baskılarının sürmesi ve jeopolitik gelişmelerin yeni fiyat riskleri yaratması, parasal gevşemenin zamanlaması ve kapsamına ilişkin belirsizlik oluşturuyor. Bu koşullar hükümetlerin iç talep ve yatırımı destekleme kapasitesini sınırlandırarak ithalat talebi ile küresel ticaret büyümesini zayıflatabilir.
Tedarik Zinciri Dayanıklılığı Yeni Ticaret Koridorlarını Destekliyor
İşletmeler jeopolitik risklere yanıt olarak tedarikçi tabanını çeşitlendiriyor, stoklarını genişletiyor ve lojistik altyapıya yatırım yapıyor. Bu uyarlamalar uluslararası ticaretin toplamını azaltmak yerine üretim ve tedarik ağlarının yapısını değiştiriyor.
Üretim ve tedarik kaynaklarının çeşitlenmesiyle birlikte bağlantı ekonomileri, bölgesel ve küresel değer zincirlerinde daha büyük roller üstleniyor. Yeni üretim merkezleri, lojistik koridorları ve bölgesel ticaret ağları farklı ticaret olanakları oluştururken küresel ticaretin coğrafi açıdan çeşitlenmesini destekliyor.
Bu gelişmelere rağmen ihracat kontrolleri, sanayi politikaları, sübvansiyonlar ve düzenlemelerin daha sık kullanılması; ticaret maliyetlerinin yükselmesi, akışların yön değiştirmesi ve küresel ticaret sisteminin daha fazla parçalanması riskini taşıyor.
Kaynak: UNCTAD - Global Trade Update (July/August 2026): Global trade continues to expand amid rising price pressures